Üc Aylar ve Regaip Gecesi
Üc Aylar ve Regaip GecesiMüjdeler olsun!

Cenab-ı Hak bazı gün ve geceleri, bazı aylarda yapılan ibadet ve güzel amelleri, daha değerli daha feyizli ve daha bereketli kılmıştır. İşte bu ayların başında adına üç aylar denilen Recep, Şaban ve Ramazan ayları gelir. Bu üç ay içerisinde bizi teşrif edecek bazı gün ve geceler vardır ki, onlar da diğer gün ve gecelerden daha mübarek ve değerli olduğu için, bu gün ve gecelerde yapılacak güzel ameller daha faziletli ve daha bereketlidir. Bunlar Receb ayının ilk Cuma gecesi olan Regaib Kandili gecesi, yine Recep ayının yirmi yedinci gecesi olan İsra ve Mirac mucizesinin gerçekleştiği İsra ve Mirac Kandili gecesi, Şaban ayının onbeşinci gecesi olan Berat Kandili gecesi ve Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi olduğu muhtemelen sabit olan ve kendisinde yapılacak ibadetlerin bin aydan hayırlı olduğu Kur’an’da tesbit ve ilan olunan Kadir gecesidir.
DevamıDevamı >>
Yorumlar Yorum (0)
Salih a.s. ve Semut Kavmi
Salih a.s. ve Semut KavmiKuran`da belirtildiğine göre Semud Kavmi de aynı Ad Kavmi gibi Allah`ın uyarılarını gözardı etmiş ve bunun sonucunda helak olmuştur. Günümüzde arkeolojik ve tarihsel çalışmalar sonunda Semud Kavmi’nin yaşadığı yer, yaptığı evler, yaşama biçimi gibi birçok bilinmeyen, gün ışığına çıkartılmıştır. Kuran`da bahsedilen Semud Kavmi, bugün, hakkında birçok arkeolojik bulguya sahip olunan bir tarihsel gerçektir.
DevamıDevamı >>
Yorumlar Yorum (0)
Nuh a.s. Tufanı
Nuh a.s. TufanıNuh a.s. Tufanı belgeseli.
DevamıDevamı >>
Yorumlar Yorum (0)
İman ile Küfrün Savaşı
İman ile Küfrün Savaşıİman ile Küfrün Savaşı.
DevamıDevamı >>
Yorumlar Yorum (0)
Aşıklı Sultan Türbesi
Aşıklı Sultan TürbesiHonsalar Mahallesi, Kale kapısı Mevkiinde, Kümbet Sokağında yer almaktadır. Ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmeyen bu türbe Kastamonu’nun en önemli kentsel efsanelerinden birini oluşturmaktadır. Mimari uslüb açısından Selçuklu dönemi eseridir. Türbenin içinde beş adet sanduka vardır. İskeletler sandukaların içindedir.2. Sandukada Mağripli Mehmet ağa, 3. sandukada Âşıklı Sultan metfundur. Diğer sandukalardaki zatlar bilinmemektedir. Türbeye de ismini veren Âşıklı Sultan’ın çürümemiş bedeninin ayak tarafı camekân içersinde gösterilmektedir.

Bu türbeye ait birbirine benzer birkaç söyleşi bulunmaktadır. Âşıklı Sultan’ın kendisi Bizans’ın elinde bulunan Kastamonu’yu ve kalesini ele geçirmek için gelen Türk birliklerinin komutanıdır. Savaş sırasında şu anda Türbesinin bulunduğu yerin yakınlarında şehit düştüğü için buraya gömülmüştür. Cumhuriyetin ilk yıllarında türbe ve civarında çıkan bir yangın sırasında, kendisi dönem valisinin uykusuna girerek “Ben yanıyorum, kalk yangını söndür” der. Bunun üzerine vali hemen uyanarak bölgedeki yangının söndürülmesini sağlar.

Söylencenin kaynağı ve anlatımını ise türbeye bir gelenek şekilde bakıcılık yapan bir aileden gelen yaşlı türbedar bir kadından gelmektedir. “Çok seneler evvel bir yangın olmuş ki bu çevrede çok büyük, insanlar yangını söndüremeyince evliyadan yardım istemişler. Bunun üzerine evliya mezar şeklindeki kabrinden ayaklarını çıkarmış ve yangın sönmüş. Halk şükran borcunu ödemek için kendisine bu türbeyi yapmışlar. Ve o zamandan bu yana da ismi Âşıklı Sultan olarak anılmış”

Âşıklı Sultan’ın bir diğer söylencesi ise yine oldukça eskilerden gelmekte ve yukarıda anlatılanlardan oldukça farklıdır. Çok önceleri yatırın sadece belden yukarısı kapalı imiş. Açık olan tarafta ise elleri de görünmekte imiş. Ellerinden birinde yatırın yüzüğü bulunmaktaymış. Yatırın bulunduğu türbede o zaman yeterli koruma olmadığından, yabancı birisi tarafından bu yüzük alınmak istenir. Bu kişi tam yüzüğü cesedin elinden çıkarmak üzereyken Âşıklı Sultan ellerini kapatıp yumruk şekline getirmiş. Bu olaya şahit olan yabancı kısa bir süre sonra ruhsal dengesini kaybederek ölmüş. Bu olaydan hemen sonra ise güvenlik nedeni ve yatırın rahatsız edilmemesi için sanduka ayak seviyesine kadar kapatılmış.

1919 yılı anılarını anlatan Dr. Emin Sağlar, türbeye iki arkadaşıyla birlikte gittiğinde 3 sanduka gördüklerini belirtir. Ayakları dışarıda olan sandukayı meraktan açtıklarında, 1.70 m boyunda bir insan cesedi ile karşılaşırlar. Karnı iman tahtasına kadar açılmış ve 2 cm. eninde şerit bezlerle doldurulmuş ve sarılmış olduğunu görünce bunun tahnitli yani mumyalanmış bir ceset olduğunu anlarlar. Cesedin başının üzerinde yer alan bir deri üzerinde çini mürekkebi ile “Mağripli Mehmet Ağa” yazmakta ve hemen altında ise ölüm tarihi hicri olarak 7 yüz ile başlayan bir rakam yazmaktadır. Dr. Sağlar diğer iki sandukanın boş olduğunu belirtir.
Mağripli Mehmet Ağa’nın kullanmış olduğu lakabından “Mağrip” dolayı Kuzey Afrika kökenli bir Arap olabileceği de düşünülebilir.

Bir diğer söyleşide, Âşıklı Sultan Türbesini milyonlarca kişi ziyaret etmiş ama ziyaretçilerden birisi farklıdır. Çok sık gelir Âşıklı Sultan Türbesi’ ne... Saatlerce dua eder... Ve bir gün... Sayısız ziyaretine, onca duaya rağmen bir türlü isteği yerine gelmediği için âşıklı Sultan’ ı suçlar. Vakit gece yarısını geçtiğinde, Âşıklı Sultan Türbesi önüne gelir ve

---Sen evliya olsan, dualarım karşılık bulurdu. Eğer ermişsen kurtar bakalım kendini...
diyerek türbeyi ateşe verir.

Zamanın valisi yatağında uyumaktadır. Bir müddet sonra, kan ter içinde yatağından fırlar vali. Rüyasında, Âşıklı Sultan kendisine; “ Ben yanıyorum! Kalk, beni kurtar!” der. Ancak vali bu manevi işareti anlamaz ve sıradan bir rüya olarak değerlendirir. Tekrar uykuya dalar. Fakat Âşıklı Sultan yine karşısındadır ve yangını söndürüp kendisini kurtarmasını istemektedir validen… Vali ikinci ikazı da dikkate almaz. Hayırdır İnşallah, diyerek tekrar uykuya dalar. Bu sefer Âşıklı Sultan daha sert bir ifadeyle seslenir valiye, rüyasında; Kalk beni kurtar dedim sana! Yanıyorum! Bu sefer aklı başına gelir valinin! Yaptırdığı tetkikte gerçektende türbenin yanmakta olduğunu öğrenir. Derhal müdahale edilir ve kısa sürede yangın söndürülür. Fakat Âşıklı Sultan’ın ayak kısmı yanmıştır. Bu olaya izafeten halk tarafından, türbe “Yanık Evliya” olarak anılmaya başlar. Yangının izleri hem Âşıklı Sultan’ın ayaklarında hem de türbenin duvarlarında hala bellidir.

Söylencelerdeki ortak nokta ise önemli bir yangının olduğudur. Ancak bir araştırmacının belirttiği gibi, cesedin açıkta olan ayakları üzerinde görülen karartıların yangın nedeniyle değil, mumyalanmış cesette zamanla karbon eksilmesinden kaynaklandığını belirtmek gerekir.

Türbe ve Kastamonu açısından belki de en önemli noktalardan birisi mumyalanmış bir cesedin varlığıdır. Klasik Türk mimarisinde yer alan anıtsal mezarların açılımında; mezarın yer aldığı bir alt kat (oturtmalık), simgesel nitelikteki sandukanın bulunduğu ziyarete açık üst kat (gövde), ve bir perdeden oluşmaktadır. Toprak altında kalan oturtmalık bölümüne yaygın olarak mumyalık da denmektedir. Bu adın yaygınlaşmasının nedeni, ölülülerin mumyalanma geleneğinin Orta Asya’dan bu yana Anadolu’da da uzun bir süre kullanılmış olmasıdır.
DevamıDevamı >>
Yorumlar Yorum (0)
Osmanlı`nın Kuruluşu
Osmanlı`nın KuruluşuOsmanlı`nın Kuruluşu hakkında yapılmış belgesel-film.
DevamıDevamı >>
Yorumlar Yorum (26)
İstanbul Şehzade Paşa Camii
İstanbul Şehzade Paşa Camiiİstanbul Şehzade Paşa Camii belgeseli.
DevamıDevamı >>
Yorumlar Yorum (0)
İstanbul Yıldız Hamidiye Camii
İstanbul Yıldız Hamidiye Camiiİstanbul Yıldız Hamidiye Camii belgeseli.
DevamıDevamı >>
Yorumlar Yorum (0)
İstanbul Süleymaniye Camii 2
İstanbul Süleymaniye Camii 2İstanbul Süleymaniye Camii 2 belgeseli.
DevamıDevamı >>
Yorumlar Yorum (0)
İstanbul Süleymaniye Camii 1
İstanbul Süleymaniye Camii 1İstanbul Süleymaniye Camii 1 belgeseli.
DevamıDevamı >>
Yorumlar Yorum (0)
123 Sonraki Sayfa »
Kategorideki Toplam Video: 25
© 2009 dinivideolar.com
Yazılım: İsmail Hakkı ŞEN
İstatistik Sayacımız: